gabriel garcia marquez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Neler Okudum


     Kütüphaneye aklımda başka kitabı almak varken gitmiştim. İnternetten de kontrol ederek gittim, acaba kitap orda mı diye. Ama sağolsun sorumsuz bir okuyucu kitabı 5 gün geciktirmiş. Oysaki ben ne hayallerle gitmiştim! Neyse dedim, gelmişken ince birkaç kitap alayim bari. Okumak istediğim iki kitabı seçtim, yeni kitapların verdiği o tarifsiz mutlukla döndüm eve. Şu cümlem de acayip Polyanna cümlesi oldu. Sevindim işte, daha ne diyim?

     Marquez'in kitaplarını bu sene okumak yapmak istediklerimden olduğu için, onun bir kitabını almasam olmazdı. İncelerden birini kestirdim gözüme, Albaya Mektup Yok. Bir uzun öykü kitabı. Zamanında orduda görev yapmış, görevine karşılık alması gereken parayı ömrü boyunca bekleyen bir albay. Yaşlı karısı ve bir de horozları var, oğullarından emanet. Öyle beraberce gelecek postayı, içinden çıkacak parayı bekliyorlar. Benim gibi hep olumsuzu düşünen, en ufak şeyde enerjisi yerle bir olan insanlar için albayın bekleyişi örnek olsun. Cümleler çok basit, okuması çok kolay. Altı çizilesi cümleler öyle güzel ki. Kitabın son cümlesi de, okuduğum en güzel, tam benlik bir cümleydi. Yazmiyim şimdi, okurken daha güzel oluyor, güldürüyor filan. 1982 Nobel Edebiyat Ödülü'nü de kapmış olan kitap, Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 kitaptan biri. Seviyorum adam seni Marquez. (80 sayfa)


     Benim için bir hayal kırıklığıydı Çıplak Ayaklıydı Gece. Ahmet Ümit'ten okuduğum ikinci kitap İlki Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'ydi. Çok da keyifle okumuştum. Çıplak Ayaklıydı Gece, Ümit'in ilk öykü kitabı, ayrıca ilk kitaplarından. Sanırım kendi yazım tarzını bulmaya çalıştığı bir kitaptı. Başlarda güzel gitse de, sonrası benim için pek keyifli geçmedi. 12 Eylül zamanlarından öykülerdi her biri. Tarihsel, politik kitapları zaten sevmiyorum. Roman olsa bitiremezdim ama öykü olunca okudum. Pezevenk adlı öyküyü sevdim ama, ona lafım yok. İşte benim için pek verimli geçmeyen bir Ahmet Ümit kitabıydı. (112 sayfa)

     Ben bu aralar böyleydim, sizler neler okudunuz, neler izlediniz yorum olarak bırakırsanız çok sevinirim. Keyifli okumalar.






2014'te Okuduğum En Keyifli Kitaplar - 1

     2014 yılında çok fazla kitap okuyamasam da, okuduğum kitaplar düşünülürse verimli okumalar yaptığımı düşünüyorum. Sonuçta Marquez'le tanıştım, yetmez mi? Hadi gelin hep birlikte neler okuyup beğenmişim şöyle bir göz atalım.

 
      2013 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'nün kazananı Alice Munro ile tanışmayı çok istiyordum. Instagram'da bir kitap etkinliği ile 5 kişiyi dolaşarak, benim elime de ulaştı. Bu kitabı görünce aklıma finaller geliyor nedense ya, olacak iş mi! 11 öyküden oluşan kitapla, bambaşka kadınların bambaşka hayatlarına tanık oluyoruz. Ama düşünsenize, Dünyadaki onca kadının hayatını okusak, neler neler çıkar. Okumak isterdim, benim şanssız hermcinslerim! Her bir öykü o kadar güzel işlenmiş ki, tam anlamıyla su gibi aktı. Aklımda en çok kalan, öğrenci kampıyla deniz kenarına giden genç kızların öyküsüydü. Hala aklıma gelince tüylerim ürperiyor. Arşivime eklediğim özel kitaplardan.

360 sayfa
2011


     İşte bir başyapıt! Ben bir kitaptan ancak bu kadar keyif alabilirdim. O kadar saf duygular, bir o kadar anlatmak istediğini doğrudan anlatan bir kitap. İyi bir yazar olmak isteyen Martin, bu uğurda uykusuz, aç kalarak elinden gelen her şeyi yapar. Bir yandan aşık olur, bir yandan parasızlık. Yazılarını yayınlatıp ufak da olsa para kazandığında resmen Martin'den çok sevindim. Her kitapseverin arşivinde bulunması gereken demeyeceğim, bulunsa nefis olur diyeceğim bir kitap. Ben kitabımı Bursa'da 3 tl ye bulup almıştım, ekstra seviyorum kitabımı. Bana çok şey kattı. Teşekkürler Jack London.
382 sayfa


     Sevda Sözleri ayrı, ben size Sırça Köşk'ü anlatacağım. Sabahattin Ali'nin kelimelerine dokunmamış insanlar var mı acaba? Edebiyatımızın başına gelen en güzel şeylerden. Sırça Köşk, öykülerden oluşuyor. Türkiye'nin haline, o kısa öykülerle bile çok güzel ayna tutuyor. Benim en sevdiğim öykü Böbrek'ti kesinlikle. Hatta ara ara açar okurum, babama da okutmuşluğum var. İleride çocuklarıma da okutmak istediğim bir kitap. Arşivinize bu kırmızı güzelliği mutlaka ekleyin.

152 sayfa
2003


     Yüzyıllık Yalnızlık'ı, Marquez'in öldüğü günde okumam, bende derin bir hüzün yaratsa da, kendisini bu muhteşem yapıt için anmamak olmazdı, yaktım ben de mumları! Bu kitabı okurken bir kere bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Konusunu nasıl anlatsam ki? Dalları epey geniş olan bir aile. Bir baba, bir anne, çocuklar, torunlar, gelinler. Bu hayatlar öyle bir işlenmiş ki, her sayfada ağzım açık kaldı. Kesinlikle çok çok iyi bir yapıt. İsimlerde biraz karışıklık olsa da, kitabın en başına konulan şekille biraz halledilebiliyor. Onun için pek ara verilerek okunacak bir kitap değil. Ona göre!
464 sayfa