NELER İZLEDİM #21

16:25 merababenseda 11 Comments



Öyle bir boşluk hali işte. Ne izletir, ne okutur, ne yazdırır.
Denemeye değer.
Kendine gelmeli.

     Inside Llewyn Davis, afişine oldukça aşina olduğum, izlediğimde vay anasını Coen Kardeşler diyeceğime emin olduğum bir filmdi. Beni yanıltmadı. 2013 yapımı Türkçesi "Sen Şarkılarını Söyle" olan film. bizi 1961 lere götürüyor. Tatlı mı tatlı bir folk sanatçısı olan Llewyn Davis, New York piyasasında kendine bir yer bulmaya çalışmaktadır. Bazen yatacak bir yer bile bulamazken, elinde komşularının kedisiyle ordan oraya savrulmaktadır. Bi kere filmin müzikleri nefis ötesi. Başrol oyuncusu Oscar Isaac'in sesi öyle harika ki, film bittikten sonra youtube'dan mutlaka aratıp parçaları dinleyeceğinize eminim. Filmde bonus olarak güzellikten baş döndüren Carey Mulligan ve  Justin Timberlake var. Adeta bir sepya efektiyle çekilmiş gibi görünen filmi sessiz sakin bir akşamınızda kaçırmayın derim.

     Harika bir bağımsız filmle devam edelim. Krugovi (Kesişen Hayatlar), 2013 yapımı, 2014 yılı yabancı dilde en iyi film kategorisinde Sırbistan adına Oscar'a aday olmuş. 1993 yılı Bosna'sındayız. Sırp asker Marko, asker arkadaşları tarafından yolun ortasında dövülen bir müslümanı kurtarmaya çalışırken öldürülür. Marko'nun hayatına bir şekilde değmiş insanların yıllar içerisindeki kesişen hayatlarını oldukça başarılı bir zincirle izliyoruz. Marko'nun yalnız yaşayan babası, o çok sevdiği nişanlısı, kurtardığı müslüman bakkal, doktor arkadaşı, kendisini öldüren şerefsiz asker arkadaşı... Sakin sakin ilerleyen ama içinize işleyen hikayelerle sizi sarıp sarmalayan en güzel bağımsız film örneklerinden. Listeye ekleyin.


     Baştan söylüyorum, bu filmi izlemeden hayatınıza devam etmeyin. Çok keyif aldığım, başucuma koyduğum filmlerden Lunch Box (Dabba/Sefer Tası). Hindistan yapımı bu film, çok keyifli bir konuya sahip. Ülkede, her gün kadınlar eşlerine öğlen yemeklerini sefer tasında yolluyorlar. Ama bu iş güçlü bir taşıma ağı içeriyor, görünce şaşırıcaksınız :D Amcalar, sefer taslarını evlerden alıp tek tek sahiplerine ulaştırıyor. İşte böyle bir gün, kocasından ilgi isteyen Ila'nın özene bezene hazırladığı tas, hayattan sıfır zevk alan, emekliliğini bekleyen Saajan'a ulaşır yanlışlıkla. Kısa bir süre sonra yanlışlığı fark ederler ve aralarında ufak notlaşmalar başlar. Birbirlerini hiç görmeden aralarında güçlü bir bağ oluşan ikilinin sonunu merak ediceksiniz. Ve de çok seviceksiniz, biliyorum.

     Sevgili Deep'in blogunda gördüğüm ve izlediğim 2011 yapımı bir film Sound of My Voice. Psikoljik bilim kurgu tadındaki filmin yönetmeni Zal Batmanglij. Senaryo ise Zal ve filmin başrol oyuncusu Brit Marling'e ait. Gelecekten geldiğini iddia eden bir kadın, kadının kurduğu gizli bir tarikat, her gün onu dinlemeye gelen onlarca insan... Gazeteci bir çift, bu kadının ve tarikatın haberini yapmak isterler. Onlar da meraklı birer tarikat üyesi gibi görünüp, içlerine sızarlar. Amaçları tamamen tarafsız bir şekilde ortamı gözlemek olsa da, zaman ilerledikçe onlar da kapılmaya başlarlar. İçeriye girerken yaptıkları el hareketlerine bayılmış olsam da, film için mutlaka izleyin diyemiyorum. Ben beğendim ama herkes sevmeyebilir. Canım Deep'in yazısını şurdan okuyabilir, bir de ondan dinleyebilirsiniz.

      Benim en sevdiğim oyuncu kesinlikle Julianne Moore, bu kadına hayranım! Evde yalnız olduğum bir akşam, ne izlesem acaba diye düşünüp, benim keyfimi yerine getirecek tek insanın Moore olduğuna karar verdim, açtım hemen Still Alice'ı. Bir çok yerde mutlaka okumuşsunuz. Büyük ses getiren filmlerdendi. Üniversitede başarılı bir profesör olan Alice'in, çok sevdiği bir eşi, kalabalık da bir ailesi vardır. Bir süre sonra günlük hayattaki en basit şeyleri unuttuğunu fark eder. Bu iş sıklaşınca hemen bir doktorla görüşür. Hastalığı gittikçe ilerleyen Alice, alzheimer olduğu gerçekleğiyle yüzleşir. Dehşet bir oyunculukla bize hastalığı resmen yaşan Moore'a hayran olmak dışında, hastalık hakkında çok doğru ve ilginç bilgiler de öğreniyorsunuz. Annemin de çok beğendiği bir film oldu. Anne-kız tavsiye ediyoruz.


     Filmlerime geri dönmenin keyfini yaşıyorum, Tabii aynı zaman da sizlere de kavuşmanın keyfi hiçbir şeyde yok. Tekrar çok içten merhabalar. Yorumlarınızı bekliyorum. Görüşelim, mutlaka.



11 yorum:

  1. Merhaba :-)

    2013'ten eksik filmlerimi tamamlıyorum ve her defasında bir şekilde izlemekten vazgeçtiğim Lunch Box burada da karşıma çıktı. Şaheser Inside Llewyn Davis'i de beğenmiş olman tavsiyeni dinlemem gerektiğini söylüyor. Yazı için teşekkürler ve mutlu bayramlar!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalaaar :)

      Öncelikle hoşgeldin. Lunch Box'ı sakın ama sakın eksik bırakma. Hayatına değmesi gereken filmlerden bence. Bana güvenebilirsin :) Inside Llewyn Davis, çok iyiydi. Beğenmeyeni yoktur heralde.

      Hep gel, çok teşekkürler!

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Artık daha iyiyim Deep, özlemişim çok.

      Sil
  3. lunch box son yılların en iyi filmi bence yaaa :) kesişen hayatlar hatırlamadım, izleyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lunch Box ı izlemiş olmanın mutluluğu ayrı güzel :)

      Kesişen Hayatlar'ı seviceğini düşünüyorum Deep :)

      Sil
  4. lunch box son yılların en iyi filmi bence yaaa :) kesişen hayatlar hatırlamadım, izleyim :)

    YanıtlaSil
  5. Lunch box'u merak ettim şimdi izleyeyim en kısa sürede bari teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlaka izleyin :)

      Rica ederim efendim. İzlediğiniz zaman buraya uğrayıp yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim :)

      Sil
  6. Bu filmler gerçekten çok güzel film zevkin çook iyi :) aralarında izlemediğim bir kaç film var bende hemen izlemeyi planlıyorum :)
    Ayrıca blogunu takipteyim ilgini çekerse benim blogumada beklerim
    http://petunyanincizimaceralari.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında çok bambaşka filmler izlerim ama bu postum cidden çok derin filmlerden oluşmuş. Teşekkür ederim yorumun için.

      Sil