NELER İZLEDİM #13

10:00 merababenseda 6 Comments

     Merhaba sevgili okuyucu. Aşırı yoğun, duygusal yönden bol dalgalanmalı bir haftanın ardından karşınızdayım. Her hafta yazdığım beşlik yazısını bir gün gecikmeli de olsa sizlerle paylaşacak olmak inanın harika. Buyrun başlayalım.

yatağımdaki düşman
     1991 yapımı Sleeping with the Enemy (Yatağımdaki Düşman), dram-gerilim türünde bir film. Başrollerinde güzeller güzeli Julia Roberts, şerefsiz,asabi,obsesif koca rolünde Patrick Bergin ve Kevin Anderson var. Konusu şöyle: Laura genç ve güzel bir kadındır. Kocasıyla dışarıdan kusursuz görünen ancak içinde şiddet de içeren kıskançlıkla örülü tehlikeli bir evlilikleri vardır. Öyle ki kocası, Laura'yı annesinin cenazesine bile yollamaz. Bütün bunlardan yorulan Laura, bir gün bir plan yapar ve evden kaçmanın zekice bir yolunu bulur. Kendisine uzaklarda yeni bir hayat kuran Laura kocasından tamamen kurtulabilecek mi bakalım. Gerilim türünü tamamen karşılıyor. Başarılı bir film. Özellikle Laura'nın akşam elma toplaması, sonra bahçede salıncağında oturması, ne biliyim içimi huzurla doldurda. Acıdım kadına heralde. Zamanında da büyük ilgi görmüş film. Mutlaka izleyin.

sıkışık
     Benim çok keyif aldığım, değişik bir filmdi #Stuck. Avukat kızımız Holly ve muhasebeci Guy, oldukça değişik bir şekilde bir akşam barda tanışırlar. Sonra gece onları alır götürür tabi, Guy'ın evinde sabahlarlar. İşe geç kalan Holly'yi arabasıyla bırakmayı teklif eden Guy, çok pişman olacaktır. Çünkü saatlerce sürecek bir trafiğe yakalanırlar. İşte film ikisinin arabada saatler geçirerek istemeden de olsa birbirlerini tanımaları üzerine gelişiyor. Belirli aralıklara bir gece öncesine gidiyoruz ve sondan başa doğru tanıştıkları geceyi izliyoruz. Aynı zamanda trafikte kalan diğer arabalara da şöyle bir göz atıyoruz. İkisi de aşk hayatında istediklerini bulamamışken trafikte saatlerce baş başa kalıp, birbirlerini gerçekten tanıyıp şans vericekler mi bakalım? Bence pizza eşliğinde izlemelik tatlı bir cumartesi akşamı filmi. Öneriyorum.

çıplak ayaklar
     1967 yapımı mükemmel bir filmde sıra. Barefoot in the Park. Başrollerde Robert Redford ve güzeller güzeli Jane Fonda var. Güzeller güzeli diyorum çünkü gerçekten harika bir kadınmış gençken. Şimdiki hallerine bakıyorum da inanamadım! Hayat çok acımacız bazen. Neyse efendim, filmimiz yeni evli çiftimiz Paul ve Corie'nin balayından başlıyor. Corie, kocasına aşırı düşkün. Öyle ki 5 gün boyunca balayı odalarından çıkmıyolar :D Paul daha sakin bir tip. Balayından sonra küçük ama sevimli evlerine taşınmaları ile evlilik gerçek yüzünü gösterir. Corie'nin annesi ve üst kattaki komşuları da işin içine girince neler neler olur. Ben eski filmleri çok seviyorum. Özellikle tek planda neredeyse 10-15 dakika geçen sahneler çok hoşuma gidiyor. Bu filmde de o şekildeydi. Aşırı keyifli, sevgiliniz/kocanızla izlemelik bir pazar sabahı filmi. Mutlaka not edin.

hard eight
     1996 yapımı Sydney, bir diğer adıyla Hard Eight şimdiki filmimiz. Başrollerde Philip Baker Hall, John C. Reilly, Gwyneth Paltrow var. Yönetmen ise Paul Thomas Anderson. John, hayattan umudunu kestiği bir anda Sydney ile tanışır ve hayatı bir gecede değişir. Kumar oynamanın inceliklerini öğrenerek yıllar içinde kendini toparlar. Kumarhanede çalışan Clementine'den hoşlanan John, Sydney'in de yardımıyla kadınla tanışır. Ne olduysa o zamandan sonra olur zaten, işler karışır. Konu oldukça basit ancak orta kararda başarılı işlenmiş diyebiliriz. Beğenmeyenleri de oldukça çok belirtmek gerekir. Yan karakterlere çok da bulaşmayan film 4 kişi etrafında dönüyor diyebiliriz. Ama filmin benim için en güzel bonusu rahmetli Philip Seymour Hoffman'dı. Küçücük rolünü nasıl devleştirdiğini görmek için bile izlenesi. Bir de tabi Samuel L. Jackson abimizi de unutmamak lazım.

iyi günde kötü günde
    Her zaman olduğu gibi yazımızı lanet bir filmle noktalıyoruz. O da For better or worse oluyor. Böylesine bomboş! bir film olmayı nasıl başarmış çok merak ediyorum. Yine de kayıtlara geçsin, konusunu yaziyim. Kocasını kaybetmiş, bir oğlu ve yaşlı babasıyla yaşayan bir kadın. Düğün organizasyon işiyle ilgilenmekte. Dükkanının hemen yanına boşanma avukatı olan bir adam ofis açar. Oldukça zıt bir durumla karşı karşıya kalan kadın ve adamı daha fena bi şey beklemekte. Kadının oğluyla adamın kızı sevgili çıkarlar. Ayy klişelikten öldüm yemin ediyorum. Bi kere kadın çok yaşlıydı. Adam da aşırı gençti. Bi de göz kenarlarına yalandan kırışıklık yapmışlar ki tam bir plastik makyaj faciası. Kadının babası zaten kocası gibi duruyordu ben anlamadım nasıl bir cast yapmışlar. İzlemeyin valla sinirlerim zıpladı.

     Umarım keyifle okumuşsunuzdur, bu haftasonunuza yetişemedim ama hafta içi yapacağınız film kaçamaklarına belki bir faydam dokunur. Siz neler izlediniz, çok keyifli dediğiniz ya da aman uzak dur dediğiniz filmler oldu mu, yorum bırakırsanız çok sevinirim. Sağlıklı bir hafta diliyorum.

6 yorum:

  1. Sadece bu postunu değil daha öncekileri de okudum. Film ve kitap önerilerinden kendime çıkarımlar edindim, teşekkürler :)

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu oldum, ben teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Güzel filmdi yaa, kafa dağıtmalık. İzle bi ara :)

      Sil
  3. meraba sedaaa .)
    stuck hariç eski filmlere benziyorlar, vizyondan tavsiye ettiğin var mı hiiç :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Meraba Ayşenur :)
      Olmaz mı, Still Alice, Asabiyim Ben, Big Eyes.

      Sil