NELER İZLEDİM #53

10:00 merababenseda 2 Comments



Merhabalar! Her şeye rağmen buraya uğradığınız için teşekkür ederim :) Güzel güzel filmler konuşalım, hadi.

     2017 yapımı Ghost In The Shell (Kabuktaki Hayalet), vizyondayken 3D olarak izlediğim bir filmdi. Çok büyük keyif almadım aslında ama, görsel olarak başarılıydı. Konusuna gelirsek; Major yani güzeller güzeli Scarlett Johansson sanırım kötü bir kaza geçiriyor tam emin olamadım, onun sonrasında kendisine yeni bir beden tasarlanıyor. Özellikler filan da yükleniyor robot bedenine, işte sonra Binbaşı diye özel görevlerde çalışıyor. Daha önceden şeymiş bu arada Japon :) Aşırı aksiyon dolu sahneler mevcut. Arada bir geçmişini de eşeliyor bu arada, annesini hatırlıyor, buluyor yanına gidiyor. Scarlett, rolü için çok ilginç bi şekilde yürüyor bu filmde. Böyle embesil gibi töbe yarabbim çok uyuz etti beni. Ay içim şişti, Manga severler sever bu filmi, ama benim tarzıma hitap etmedi açıkçası. Üzgünüm piremses Scarlett :(

     İşteee, uzun zaman sonra izlediğim en kaliteli oyuncuları barındıran, en sağlam filmlerden. Oscar'da da bir adaylığı bulunun 2015 yapımı filmin başrollerinde rolü için kilo almış olan Colin Farell, mis gibi güzellerden Rachel Weisz ve daha şahane oyuncular da mevcut. Şimdi efendim konumuz şöyle; bir otel var. Yakın gelecekte, bekar insanlar gidip bu otele yerleşirler ve 45 günleri vardır. Bu 45 gün içerisinde kendilerine bir eş bulmaları gerekmektedir. Eğer bulmazlarsa, kendi seçtikleri bir hayvana dönüşeceklerdir! Evet çok ütopik, ama çok efsane bir konu! İşte David yani Colin Farell, kimseyle eşleşemezse ıstakoza dönüşmek istemektedir. Bi bakar, olacak gibi değil, sevmediği biriyle zoraki bir ilişkiye başlar. Derken olaylar karışır, otelden kaçıp ormana sığınır. Orada da bambaşka bir hiyerarşi ile karşılaşır. Derken o grupta bir kadına aşık olur. Ama ne yazıkki bu toplulukta aşık olmak, birbirine dokunmak yasak :( Çok ilginç bir seyirlikti. Mutlaka bir şans vermenizi isterim.

     İzlesem mi izlemesem mi diye muallakta kaldığımı ama aferin Seda diyerek iyi ki izlediğim Love the Coopers ta sıra. 2015 yapımı filmimiz tam bir Christmas filmi. Aslında şöyle diyelim; önemli bir günde biraraya gelen sorunlu aile bireyleri filmi. Heh işte, bildiniz siz atmosferi. Boşanmanın eşiğinde olan yaşlı bir çiftimiz var. Christmas için bambaşka yerlerde bulunan tüm aile bireylerini eve çağırır. Eleanor, eve bir koca aday da götürmek istediği için havaalanında tanıştığı yakışıklılar yakışıklısı :( bir askeri ağına düşürür. Ablası için güzel bir hediye çalarkan! yakalanan Emma, evin en yalnızı ve kenara ötelenmişidir. Sanırım benim 10 yıl sonraki halim tam olarak Emma :D Karısıyla boşanmış ve iki zıpır çocuğa sahip Hank var bi de. Hank i oynayan Ed Helms ti bu arada. Bu adamın mimiklerine, oyunculuk tarzına bayılıyorum harika bir yetenek! Bi de evin dedesi vardır ki, hergün gittiği kafede çalışan güzeller güzeli Ruby'yi (Amanda Seyfried) de getirir yemeğe. Ayy Hank'le hoşlandılar birbirlerinden çok sevindim. İşte herkesin eve gelene kadar başlarına gelenlerle açılışı yapılan film, yemeğe kadar uzanır ve yemekte dedemiz hastalanır :( Sonra hastaneye geçeriz. En güzel sahneler ordaydı, herkes birbiriyle yüzleşti. Ve en harika sahne; hastanede dans ettikleri sahneydi. Yaa bi şey dicem salaaak gibi ağladım :D Ağladım resmen en neşeli sahnede yaa, ama çok güzel bir sahneydi. Bu filmi mutlaka izleyin bak.

     Mis gibi güzel demiştim ya kendisine, bir filmde daha karşımızda Rachel Weisz! 2016 yapımı Complete Unknown bir çırpıda izlediğim filmlerden oldu. Alice, genç yaşta ailesinin yanından ayrılıp, ülke ülke dolaşmıştır. Ama öyle normal bir dolaşma değil, her gittiği ülkede bambaşka bir insan olarak yaşamış. Sıfırdan kimlikler, değişik tarz, değişik meslek!. Sürekli dolaşmış, en sonunda başladığı yere dönmüş. Eski sevgilisinin iş arkadaşıyla tanışmış, flörte başlamıştır. Bi akşam eski sevgilisinin evine giderler kalabalık arkadaş grubuyla. E tabi adamcağız tanır bunu. Neden kaçtın gittin, annen baban harap oldu vs diye konuşurlar. Açıkçası neden böyle bi şey yaptğını tam anlamamıştım. Şuan düşünüyorum da bulamadım. Yapmış işte. E o arada eski sevgili mi kalır, adam evlenmiş. Karısı da maşallah güzel yani. Öyle yani, o akşam yaşananlar filan karışıyo biraz ortalık. Bunlar bi ara bi yaşlı çiftin evine gidiyolar, kadın yolda düşünce onu götürüyolar. Mesela ordaki muhabbetleri asla anlamadım ya saçma olmuş :D Değişik bi film. Mutlaka izleyin diyemiyciğim.

     Bu yazıda çok güncel filmlerden bahsettim, süper. Vizyondan yeni kalkan Get Out (2017) filmininin trailer ını yine ofisten bir arkadaşım göndermişti. Vay anasını nele dönmüş diyerek merakla bekledim ve vizyonda izlemiştim. Chris ve Rose tatlı bir çiftimiz. Chris zenci bir genç ve Rose onu ailesi ile tanıştırmak istemektedir. Biraz çekinir çocukcağız ama korkma der Rose, korkma, seni sevicekler! Çok sevdiler gerçekten Allah razı olsun. Şimdi gidiyolar bunlar, aile çok sevecen, acayip misafirperverler. Evin annesi, terapist gibi bi şey. Psikolog da olabilir. Chris e olur olmadık hipnozlar yapar, feleğini şaşırır Chris. Evde de iki tane zenci çalışan var, bunlar bi garip davranıyo. Hani konuşuyolar ama kendileri gibi değiller. Sanki birileri onları o bedene hapsetmiş gibi. Neyse Chris bi gece olayı çözer, evden kaçmak ister ama maalesef :( Bence değişikti ya, ben sevdim bu filmi. Siz de seversiniz gibi, şans verebilirsiniz.

Bu haftalık da bu kadar. Yorumlarınıza cevap veremiyorum, hiç bir bloga da yorum bırakamıyorum, kafa yiyicem. Çok üzgünüm canlarım, okumuyorum görmüyorum sanmayın, teknik bir arıza yaşıyorum ve asla çözemiyorum :D Görüşmek üzere, hoşçakalın!


2 yorum:

  1. Merhaba Seda Hanım,

    Saydığınız bu eserlerden The Lobster, Ghost in Shell ve Get out filmlerini izledim.

    Ben de sizin gibi Scarlett ablamızı vizyonda izledim lakin beni tatmin etmedi sizin gibi.
    The Lobster filmi beni en az sizin kadar etkiledi oyunculuklar da muhteşemdi konu ve distopya son yılların şaheserlerindendi gerçekten.
    Ve son olarak ''Get Out'' kurgu bana göre gerçekten ilgi çekici geldi fakat nedense bir şeyleri eksik buldum beni tatmin etmeyen bazı duygular vardı filmde belki de oyunculuk ve gerçekçilik eksikliği olabilir ya da filmin sonu . Aksi takdirde eminim ki kült filmler arasına girebilirdi.

    YanıtlaSil
  2. Paylaştıklarınızı dikkatle takip ediyorum blogunuz çok renkli hiç sıkmıyor yazdıklarınız da okurken keyif alıyorum.

    YanıtlaSil