NELER İZLEDİM #16

11:00 merababenseda 4 Comments

     Nasıl  geçti günler bakiyim haftanın ortasına kadar, yüzünüzü yıkamaya bile üşenecek kadar sıkıntılı mı yoksa kırmızı bir rujla bile havanızı değiştirerek günü kurtarmayla mı? ( Kadın okuyucularıma ithafen, erkekler ne yapar böyle durumlarda bilemedim :/ ) Amaan boşverin hadi, yaslanın arkanıza, size güzel filmler anlatmaya geldim. Haydi bakalım.

     Blogumun ilk yazılarından olan Airplane 'i yazdığımda pek tatlı bloggerlardan Deep : "Top Secret'i izle bak" demişti. Ben de izle diyorsa bir bildiği var diyerek, geçtim filmin başına. ZAZ ekibi yine yapmış yapacağını. Ba yıl dım. Filmin absürd bir komedi olduğunu unutmayın öncelikle. Benim sanırım en sevdiğim film türlerinden biri oldu. Ünlü bir rock yıldızı olan Nick ile gizli bir örgütte çalışan Hillary, bir rastlantı sonucu tanışırlar. Birbirlerine aşık olmalarıyla da olaylar gelişir. Katıla katıla güldüğüm o kadar çok sahne var ki. En sevdiklerimden Pizza House'taki dans sahnesi, filmin açılışındaki sahil sahneleri filan bombaydı. Tüm Zamanların En Absürd Komedi Filmleri nde de kendine yer bulan filmin başrollerinde pek sevgili Val Kilmer ve güzeller güzeli Lucy Gutteridge var. Yönetmenlerin şahaneliğine söylenecek söz yok. Çok aşırı tavsiye ediyorum.


     2010 yapımı tv filmi olarak çekilen Temple Grandin'i izlemeyi uzun süredir planlıyordum. Nihayet listeden silindi. Temple Grandin, otistik bir birey olarak hayatını sıradan insanlar gibi sürdürmektedir. Bir yaz annesi onu teyzesinin çiftliğine gönderir. Burada ineklerin sakinleştiği bir düzeneği keşfeder ve kendisi de denemek ister. Çok ilginçtir ki, O da aynı şekilde sinirini, üzüntüsünü, gerginliğini böyle bir düzenekte yok eder. Artık yurttaki odasında bile en vazgeçilmez eşyasıdır. Otistik olmasına rağmen üniversiteyi büyük bir başarıyla bitirir ve yükses lisansını sığırların davranışları üzerine yapar. Çevreden gelen ötekileştirme çabalarına rağmen zekasıyla her şeyin üstesinden gelir. Halen hayvancılık tesislerinde kullanılmakta olan bir düzenek tasarlayarak tarihe geçer. Temple Grandin in hayat hikayesini izlediğimiz filmde başrol, muhteşem oyuncu Claire Danes'e emanet. Bu rolüyle Altın Küre ve Emmy'yi kucaklamış bulunuyor. Mutlaka izlemelisiniz.

     2014 yapımı, listeme girer girmez izlediğim film The Babadook. Ablamın bizde kaldığı bir gece, korku filmi manyağı olan annem film izleyelim dedi. Bende ne biliyim, o an digitürk'te en korkunçlu bu göründü gözüme, açtık başladık izlemeye. Ablam, malum utanmalı bir sahnede "öff çok saçma" diyip izlemeyi bıraktı. Annem de; "ben bunu geçen gece izledim" diyince, kaldım bi başıma. Filme karşı nötrüm. İlk yarım saatinde beni yakalayabilecek bir ipucu bekledim filmden. Ama sahneler aktı, aktı; ben bir türlü adapte olamadım. Küçük oğluyla yalnız yaşayan bir kadının, bir kitapta okuyup etkisinden çıkamadığı karabasanla savaşını izliyoruz. Düşük bütçeli bir film olan The Babadook bittiğinde, hayal kırıklığına uğradım. Ama hakkında biraz araştırma yaptığımda, taşları yerine oturttum. Aslında bu filme psikolojik gerilim türünde demeliyiz. Korku diyince beklentiler insanı üzüyor. Çok kötü değil, denk gelirseniz bi izleyin derim. Beğenmeyenleri olduğu kadar, beğenenleri de çokça mevcut.

     2013 yapımı Filistin'in bağrından kopup gelmiş bir film Omar. Fırında çalışan Omar, geceleri de 'Özgürlük Savaşçısı' olarak İsrail'e karşı saldırılar düzenler. Birgün yakalanır; sevgilisinin abisini ve birçok arkadaşını ele vermemek için yaptıkları kanun dışı işleri neredeyse üstlenmiştir. Hapishanede oldukça şanssız bir şekilde ağzından bir şeyler kaçırınca dışarıya çıkmayı başaran Omar, sevgilisiyle evlilik hayelleri kurarken, bir darbede ondan yer. Ama acaba gerçekler O'nun sandığı gibi midir? Tam bir festival filmi onu söyliyim. Yani bu tarz, biraz ağır aksak ilerleyen filmlerden hoşlanmıyorsanız, izlemeyin. Gerçi Omar çok da ağır değildi, temponun yükseldiği nokta bolca var. Günümüz Hollywood aşklarından bıkan benim için, bambaşka bir coğrafyada, bambaşka bir kültürde yaşayan iki aşık görmek güzeldi. Değişik yaa, ne biliyim. Birbirlerine bakışları bile.  Geçen sene En İyi Yabancı Film dalında Oscar'a aday olan Omar, izlenesi.

   İzlenecekler listemdeki bir filme daha tik atabilir miyiz lütfen? Teşekkürler. Coen kardeşlerden 10 dalda Oscar adaylığı bulunan True Grit, bu yazımızın son filmi. Öldürülen babasının intkamını almak isteyen Hailee adındaki küçük kızımız, katilin peşine düşmeden önce yanına bir yardımcı almak ister. Bunun içinde yaşlı, içkiye düşkün, adeta bir korsan gibi tek gözü kapalı Rooster Cogburn'ün kapısını çalar. Alacak verecek konusunda da anlaşınca düşerler yola. Ama peşlerinde oldukları Tom Chaney'nin ardında bir tek onlar yoktur. Filmin yine sonlarına doğru onun Matt Damon olduğunu anladığım (alkışlar) LaBoef da azılı katili aramaktadır. Yolları kesişince tehlikelerle dolu bir yolcuk başlar. Eğer Django Unchained, The Lone Ranger tadındaki filmleri seviyorsanız, eminim True Grit'i de seviceksiniz. Ben bayılıyorum! Coen kardeşlere saygı duruşu ile bu haftaki beşliğimizi bitiriyorum. Görüşelim arada, yorumlarınızı bekliyorum. Haftanın ortasından sevgiler.


4 yorum:

  1. Çayı yeni demledim, http://partofthebook.blogspot.com.tr/2015/04/mim-bir-kitap-olsaydm.html
    Gel bir uğra da sohbet edelim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geliyorum hemen, ince belli bardak olsun :)

      Sil
  2. hımmmm tabi gelcem yine de ama şu babaduk ile omar taam :) yeni seçki yazcam ya ne filmler var yaaa offf :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzle bakalım sen neler diceksin.
      Yaaa heyecanla bekliyorum neler var acabaaa

      Sil